10 Ekim 2026 Cumartesi

 kısa bir güncelleme yapmak istedim bloguma. güzel bir yaz tatili geçirdim. İngiltere'de Deniz'e gittim. Mükemmel bir 10 gün geçti. evet, hava değişimine de ihtiyacım varmış ama en çok da çocukluğu, yetişkinliğimi bilen beni iyi okuyan bir arkadaşa. yedik içtik, birbirimizi kilomuzdan dolayı yargılamadık, tüm yaptıklarımıza onay verdik; neticede hç birinde birine yapılmış bir kötülük yoktu. Oysa ki oraya gitme kararını bile çok zor vermiştim. ellerim titreyerek vizeye başvurmuştum, belgeleri bile yüklemeyi çok zor yapmıştım. neden bilmiyorum? uzunca süre yurt dışına çıkmayınca eskiden ezbere yaptığın işler içinde büyüyüveriyor. Deniz'in beni götürdüğü yerlerin bir kısmı sanki rüyamda onunla birlikte gezdiğimiz yerler gibiydi. Şaşırdım. ama bunun çok da üzerine gitmedim. Psişiklik bir noktada , özellikle insan kendine de çok inanıp devamını getiriyorsa deliliğe dönüşüyor gibi geliyor. Okulumda biraz işler sarpa sardı. Enteresan bir biçimde eski okulumda yaşadığım korkular burada da kıskanç ve saldırgan ama saldırganlığını hep gizleyen-ama dikkatli gözlerden kaçmaz- bir adam tarafından arkamdan kulis yapılıp bağırılınca tekrar ateşlendi. Korkuların ne kadar irrasyonel olduğunu bilsem de ruh gibi peşimden yürüdüğünü hissediyorum. İki sene boyunca- gerçek olamayacak kadar güzeldi- her gün koşarak okula gitmiştim ve rafa kaldırdığım emeklilik şimdi yine kafamı kurcalar oldu. Hayatımda burada yazamadığım güzel, tatlı şeyler de oldu. ancak ölüm, başarı, övgü, estetik bu meseleleri daha çok düşünür oldum. Özgüven, insanın korktukça korkması ve bunu özgüveninin arkasına saklaması. Evet ! çok korkmak, insanları cezalandırmak!