Dostlar arasında ne kadar meraklı bir insan olduğum bilinir ve kabul edilir. Gerekliden çok gereksize duyduğum hastalıklı duyarlılığı da kimse anlamaz ama saygı duyar. Neyse işte Mesudiyeli ünlüler çalışmam da böyle başladı. Ama kimse dalga geçmesin, çünkü bence Mesudiye bu konuda gerçekten irdelenmeli. Bu topraklar boş değil, analar kardeşler! Ben bazı yerlerin böyle bir enerjisi olduğuna inanıyorum. Ben bu araştırmayı ince ince yaparken uzun bir zamandır, aklıma Mesudiye Kaymakamlığı'nın internet sitesine bakmak geldi. Baktım inceledim ama böyle bir bilgi mevcut değildi; ama şöyle bir bilgi mevcuttu: ''İlçemizden çıkan şehitler''. Ne üzücü! Ne düşüneceğimi bilemedim. Şimdi böyle bir çalışmayı kendime görev bildim.
Oktay Ekşi ( Gazeteci)
Gürbüz Doğan Ekşioğlu (İllüstratör- Mesudiye'de sadece doğmuş olmalı)
Perihan Mağden (Babası mesudiyeliymiş diye duydum ya da bir yazısında okudum emin değilim)
29 Ağustos 2011 Pazartesi
20 Ağustos 2011 Cumartesi
19 Ağustos 2011 Cuma
18 Ağustos 2011 Perşembe
Ojeli kız
Bugün yatağın üstüne uzanmış bir yandan Orhan Pamuk okuyup bir yandan da Bach dinliyor ve el parmaklarımı yavaşça ojeliyorken, hepsine ayrı ayrı titizlenerek, aklıma çocukluğumdaki tombiş halim geldi. Akşam sefaları içinde kendini yerden yere atıp, toza kire bulanarak oynayan kırmızı saçlı pembe yanaklı ben. Büyüyünce başına neler gelecek, binbir farklı duyguyla neler yaşayacağından henüz habersiz kırmızı kafa. Bu duygu hep içimde de, Bach'ın üstümde yaptığı etkiden midir nedir, tekrar anımsadım.
Yetişkin ben: Seni parmaklarına oje sürüp, doğu batı üzerine düşünerek yazı yazacak diyorlar.
Çocuk ben: Oje sürmeme annem kızıyo!
Yetişkin ben: Seni parmaklarına oje sürüp, doğu batı üzerine düşünerek yazı yazacak diyorlar.
Çocuk ben: Oje sürmeme annem kızıyo!
17 Ağustos 2011 Çarşamba
Babamın başarı anlayışı;
Babam: Hüseyin'i beğenmezsiniz yamuk kafalı diye, çekmiş arabayı evin önüne
Ben: Yamuk kafalı değil, üçgen kafalı!
Ben: Yamuk kafalı değil, üçgen kafalı!
12 Ağustos 2011 Cuma
ANILAR 1
Bir yılı çeyrek geçe Ünye’deyim. Özlemiş miyim? Hayır! Ünye’yi değil ama arkamda bıraktığım koskoca kütüphanemi özlemişim mesela. Sürekli görüp ben de duygu uyandırmayan bir takım şeylerin, bir yıl sonra ne kadar çok anlamlandığını görmek de şaşırtı bünyemi.Albümleri gözden geçirmek de tadını unuttuğum bir aktivite halini almış. Uzun süre sonra ilk defa tekrar albümleri gözden geçirdiğimde her bir fotoğrafa hikaye yazabilecek kadar yaygaracı olmuşum iyi mi? Ya da farfaracı, bir Ünye deyimi kullanmadan geçemem. Uğursuzluk getirir.
Aslında maceram uçak servisine binmemle başladı. Havaş’a değil, uçakla bekleme peronu arasındaki o kısa yolu alacak olan otobüsten bahsediyorum. Kitabımı okurken sakin sakin bütün otobüse sesini duyurmaya çalışan şu sesle irkildim.; ‘Ay Aysel Abla, naber? Ben de işte Samsun’a gidiyorum. Marmara Üniversitesi’nde araştırma görevlisi oldum. Bu sene hep yurt dışına gittim geldim. Başka yerlerden de teklif geldi’’ Soluksuz iki dakikada derledi ve son nefesini verdi kadın. Aysel Abla da tabii ki boş durmadı; ‘ Benim kız da ‘’disaynır’’oldu. Zaten biliyorsun çok yetenekliydi. Oğlum da iyi bir şirkette işe girdi’’ Bu ablalar daha gitmeden bir Ünye gerçeğini bana iki dakikada hatırlatarak, hazırlanmam gereken konularda, sorularda bana bir nevi ön bir uyarıda bulundular. Sağolsunlar.
Anne ve babam özlemişler tabii ki beni; ama biz hiçbir zaman ıslak ıslak öpüşen kucaklaşan bir aile olamadık. Öyle bir iki saniyeden daha fazla birbirimizi kucaklarsak mesela içimize daral gelir. O iki saniyeden fazla şovuna girdiğim zamanlar oldu tabii de, alışmadık kıçta da don durmaz. Sağı solu, eşi dostu, ana babayı bunaltmanın manası yok.
Bu gelişimde babamın arkadaş grubuna sardım. Bir anlamda beni çok güldürüyorlar. Babam tabii bunların içinde cep telefonu, banka kartı ve internet kullanmayı bildiği için kendine bir hayli güveniyor. Cep telefonunu kullanamayan mı var hoopp babamın yanına geliyorlar. Bankadan kartıyla para çekerken heyecanlanan mı var, ‘Alo Recai, nerdesin?’’ Tabii bunlar da babama bir özgüven getirmiş, hatta patlamasını yaşıyor diyebilirim. Kötü mü olmuş? Hayır. Görebildiğim kadarıyla annemi biraz rahat bırakmış, daha iyi geçinmeye başlamışlar.
Bugün Ellyn geliyor Ünye’ye. En azından iki günüm biraz daha hareketli ve eğlenceli geçecek. Bu arada bu yazının başlığını ‘Anılar 1’ yaptım, ama bu serinin en bombası ‘Anılar 9’ du. Ben de bu sebeple en bomba yazımı J Anılar 9 ‘da yazacağım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



