18 Eylül 2012 Salı

Sahte bulduğun şeye ''fake'' derken, kastettiğin durumdan  daha yapay olduğunun farkında mısın? Belli ki değilsin, olsan demezsin

10 Eylül 2012 Pazartesi

Zaman oldu ziyan

Cumartesi günü eve dönerken metroya bindim. Gideceğim iki durak ama çevreyi kolaçan etmeden duramıyorum. Yanımda oturan adam cebinden hışırdatarak bir parça kağıt çıkarınca üstünde yazılanlara dikkat kesildim. Kağıdın üzerinde balık isimleri, miktarları ve fiyatları yazıyordu. Efendime söyliyeyim; tekir  yazmışlar karşısına da fiyatı. Kağıdın  en başında da şirket adı hanesinde aynen şu yazıyordu ''Zaman oldu ziyan''. Bir balıkçı şirketinin adı. Hemen cep telefonuma not aldım. Bir yandan üzerine düşünemeyecek kadar yorgunum ama vaad ettiklerini de kaçırmak işime gelmiyor. O dürtüyle hemen adamın ellerine ve yüzüne baktım anlamak için.gerçekten balıkçı olup olmadığını  Hatta bir ara bu ismi kim koydu diye sormayı bile aklımdan geçirdim. Adam listeyi uzun uzun inceledikten sonra-kimbilir kaçıncı defa bakıyordu- tişörtünün cebine katlayıp koydu. Ben de adamı incelemek içindurağa gelmeden kalkıverdim. Adam güneşten açılmış sarı saçları ve güneşten iyice yanmış pembe suratını iki elinin arasına almış düşünüyordu. Rizeli bu Rizeli dedim . Havası öyleydi. Cebinden bir dakikada en az beş tane şaka çıkaracak gibi duruyordu. Öyle kanım ısındı adama. Sonra kendimce adama duyurmadan bu güzel adlı şirkete başarılar dileyip haldur huldur indim metrodan

23 Ağustos 2012 Perşembe

Üniversite sınavından bir gün evveldi sanırım, televizyonda Pandora'nın Kutusu adlı bir programa denk geldim. Tesadüf bu ya o günkü konu da ''aşk''mış. İyi dedim, kafamı dağıtırım. Bu arada saat de on bir annem babam iki de bir yanıma gelip yatmaya zorluyorlar ''Aferim Gül! Bütün çalıştıkların boşa gidicek, devam et yavrum'' diyip huzursuz ediyorlardı. Neyse dedim, burdan güzel bir şey çıkıcak. Aşk'a falan yeni yeni uyanıyorum o dönemler. Yaşıtlarını geriden takip edenlerdenim nitekim. Çok uzatmayayım bir süre insan toplanmış konuşuyorlar. Bir de evli çift var. Bu ikisi diyorlar ki biz on sekizimizde  tanıştık, hemen evlendik ve çok mutluyuz; ama kadının suratı hiç öyle demiyor. Adam aşklarının yüceliğinden bahsederken sanki kadın bir anda çıkıp ''Beni aldatırken iyiydi'' diyecek gibi duruyordu.  Program boyunca adam konuştu durdu. Kadına az söz hakkı verildi zaten; ama ben bile on sekiz halimle kadının için için mutsuzluğunu sezebildim. Programın sonuna gelindi. Hatta sunucu sonunda üniversite sınavına girecek adaylara başarılar diliyordu ki tüm program boyunca sessiz kalan o kadın söz almak istedi. Sunucu kadın şaşırdı, ''Efendim süremiz kısıtlı bir kaç cümleyle  alalım, program bitmek üzere''dedi sıkıntıyla. Kadına döndü kameralar. Yüzü o kadar gergin ki zaman zaman gözlerinin sinirden seğirmesine engel olamıyordu. ''Ben  erken evlendim, bunla da övünemem,  gençlere tavsiyem on sekizinde evlenmemeleri. Çok insan tanısınlar.Benim kızım erken evlense kesinlikle ilk önce ben engel olurum''dedi.  Sunucu yere düşen suratını toplamaya çalışırken program bitti. Program bence zirve yapıp bitti. İngilizce ne derler 'satisfied'' bir şekilde, gittim uyudum. Üniversite sınavında da topu dikmeyi ihmal etmedim bu arada. İyi puan aldım.

14 Ağustos 2012 Salı

Deliler gibi eleştirdiğimiz herşeyden içimizde bir parça barındırıyormuşuz gibi geliyor.

12 Ağustos 2012 Pazar

Yağmurlu havalarda uçakla seyahat etmekten hiç hoşlanmıyorum. Ne yazık ki yarın da hava kapkara bulutlu ve yoğun yağmurlu olacağa benzer. Büyük ihtimal yine uçakta alakasız insanlarla muhabbet edecek, inişlerde de ellerini kollarını tutacağım; yapacak birşey yok. Dua edeyim de yanıma oturan konuşkan bir kadın olsun.

7 Ağustos 2012 Salı

Ergin Altay Türkiye'deki en iyi çevirmenlerden biri bence. Dostoyevski'yi bu kadar sevmemde onun da payının büyük olduğunu sanıyorum. İnşallah bu kadar zahmetli bir işin altından başarıyla kalktığı için hakkı olanı alıyordur.